Doğrunun olmadığı yerde güzel de yoktur!’’ (Mirzabeyoğlu, 2021)

Dünya yaratılışından itibaren büyük savaşlar görmüş, derin acıların silindiği ve daha derin acılara gebe olan zamanlar yaşamış… Ve biz insanoğlu, Habil ve Kabil’ den miras aldığımız iyiliğin ve kötülüğün tohumlarıyla filizlenmişiz.
İçimizde filizlenen bu tohumlardan biri diğerine galebe çalmak için günbegün büyümekte… Hangisinin büyüdüğüne karar vermek ise insana verilmiş en kıymetli hediye olan iradenin hükmü altında. Fakat hakikat her ne kadar bu olsa da yaşadığımız bu çağda akılları, kalpleri ve ruhları iğfal eden, insanı fark etmediği bir harabeye çeviren tercihi sorgulamak gerektiğine inanıyorum. Tercih insana verilmişken insan nefes aldığı şu anda gerçekten idrak ederek mi karar veriyor?
Birçok fikrin somutlaştırıldığı materyalist zihniyetin oluşturduğu bir sistemin içinde Müslümanca yaşamanın zorluklarından bahsedebiliriz. Ki bu konuyu ele alıp konuşmak dahi idrak edebilmek için bir yol oluşturmakta. Fakat biliyoruz ki ele aldığımız bu konuları hayatımızdan çıkarabilme gayretini göstermek konuşmaktan çok daha zor.
İnsanoğlu dünya denen gezegenin içinde sosyal bir hayat yaşarken, bulunduğumuz yüzyılda oluşturulan yüzlerce dünya içinde kaybolmuş vaziyette. Filmler, diziler, mış gibi yapılan sosyalleşme alanlarıyla kendinden uzakta, belirsizliklerin varoş ve sancılı doğumunda.
Tüm bunları oluşturan sistem ise fayda ve zarar gözetmeksizin her şeyi yutan bir karadelik gibi büyümekte. Yani iyinin, doğrunun, güzelin ve hakikatin hedeflenmediği yerde kötünün, yanlışın, çirkinin ve batılın gerçekleşmesiyle yaşanılan hayat, kısır bir döngü içerisinde kendini tekrar etmekte.
Gerçek ve sanal dünya diye ayırdığımız hayatımızı kıyasladığımızda, gerçeğinde absürt, yanlış ve hatalı olan sanal dünyada mübah sayılmakta. Günahın hükümsüz, edepsizliğin zevk ve kötülüğün macera olduğu sanal dünya Habil ve Kabil çatışmasında ilerlerken insanlık bu savaşın farkında bile değil. Oysa ikiliğin olduğu her alanda savaşın olması su götürmez bir gerçektir. İdrakleri tıkayan zevk-ü sefa alemi doğrudan uzaklaşan insanlığı çirkinliğin dehlizlerinde boğmakta…
Zihinlerimizi tüm bu çirkinliklerle doldururken karakterimizin, davranışlarımızın ve sosyal yaşantımızın pis kokularla çevrelendiğini fark etmek çok zordur. Çünkü pis kokan kokuya alışılmıştır. Bu durum ancak güzelliklerle karşılaşıp mis kokular duyarak fark edilebilir. Ve fark etmek de yolu yarılamaktır.
“Korktuğumuz yahut hicap duyduğumuz şeyleri bile isteye neden zihnimize kabul ediyoruz?” sorusu fark edebilmek nimetinden faydalanmak için güzel bir başlangıç olabilir.
Madem ki insanın gözüyle gördüğü kalbine düşüp benliğini şekillendiriyor, öyleyse gördüklerimizi idrak noktasında irdelemek hepimizin vazifesi diyebiliriz.
Sislerin içinde, gafletin sersemliğinde kötülüğün istilasına dur diyebilmek ancak Müslüman bir kimlikle, Müslümanca bir zihin ve toplum inşası ile mümkün olur.
Tüm bunları yapabilmek ise dimdik durup dayatılanlara ve nefsin hazlarına ‘la’ diyebilme cesaretini göstermekte yatıyor, vesselam…
Yazar : Fehva
KAYNAK
Mirzabeyoğlu, Salih. Gölgeler. İbda Yayınları. 2021.