Artık konuşmanın bir anlamı yoktu. Sadece denk gelirse selam verip geçiyordum. Onu görmek yada onunla konuşabilmek için bahaneler üretmiyordum. Çünkü biliyordum, ne söylersem söyleyeyim sözlerim etkisiz kalacaktı. Daha çok ödün verecektim kendimden ve her ödün verişimde, keşke duygularıma biraz daha hakim olabilseydim diye sürekli kendime kızacaktım..
Zamana bırakmakta hiç bir şeyi değiştirmeyecekti. Hem neyi zamana bırakacaktım ki, yaşanması mümkün olmayan bir hayali mi, yoksa olmayacak bir duaya amin demeyi mi?
Bazı şeyler sadece hayal edilir.
Nasip denir.
İnanmak istersin..
Ama nasip derken bile nasibinin olmayacağına kendin dahi inanmazsın..